Skip to content

Geçen yıl da denemiştim. O kadar başarısız oldum ki anlatırken hiç mi hiç yorulmadım. Aslında geçen yıl ilk dersime 20den fazla kişi gelmişti. Ben de berbat anlatmış ve herkesi kaçırmıştım. İkinci derse yarısı, üçüncü derse dörtte biri şeklinde azalarak gelmişti insanlar. Son dersten bi önceki derse sadece 2 kişi gelince ben de son dersi yapmaktan vazgeçmiştim.

Bu yıl da öyle olur diye düşünmüştüm. Ama sanırım kendimi biraz olsun geliştiriyorum. Bu sefer işler biraz daha değişik oldu. İlk derse kafadan az öğrenci geldi. 12 kişi sadece. Ama bugün üçüncü dersi yaptık, ve halen on kişi devam ediyor. Geçen ders on üç kişiydi. Üç aşağı beş yukarı böyle oluyor galiba. Ama açık konuşmalıyım, iyi öğretmenlik yapmaya çalışmak çok zor iş.

Continue Reading »

Üretmek, şüphesiz müthiş bir hazdır. Bir insan iyi ya da kötü bir şey ürettiği zaman onu sahiplenir ve daha iyisi için çabalar. Ben eğitimde üretimin her zaman odak noktası olması gerektiğini düşünüyorum. Ben özellikle İlkyar Yaz Kampı’nda verdiğim derste bunun birkez daha farkına vardım. Çocuklara her dersten önce beklentilerini ve ders sonunda da izlenimlerini yazdırdım. İyi ki de yapmışım. Çocuklar bana dersi nasıl yapmam, nelere odaklanmam gerektiği konusunda müthiş ipuçları verdiler. Yazımın sonunda onların izlenimlerinden birkaçına da yer vereceğim.

Continue Reading »

Hani, “Dünya küçük” diyoruz ya! Bence her insan kendi incir çekirdeğinde, kendi Dünyacığında yaşar. Ben de kendi çekirdeğimin içindeyim. Aslında hayat biraz bize sunulanları yaşamacılık oyunu. Birnevi içine doğduğumuz incir çekirdeğinde olanların yerini değiştirmece. Bana da bir hayat sunuldu doğduğumdan beri. Hayır diyebilir misiniz? Eh bazen, ama çoğu zaman değil. Şimdiye kadar da sunulan parçaları düzenlemek ve algılamakla meşguldüm. Ama size bu hayatı sunanlar sizden sorgulamadan kabullenmenizi, ve o incir çekirdeğinin içinde döne döne, size verilenlerle yaşamanızı isterler. Ufacık bir evde bir ömür geçirmek gibi. Senede bir eşyaların yerini değiştirip mutlu olmak! “Oh, değişiklik oldu ne güzel. Ferahladı da ev di mi? Ferahladı vallahi ferahladı.”

Bense bunu yapamadım, tatmin olamadım bana sunulanlardan. Yırttım çekirdeğin kabuğunu biraz ucundan! Ufak bir delik ama ufacık, gücüm yettiği kadar. Deldim ya, siz ona bakın! İyi mi kötü mü bilemiyorum ama ışık sızıyor yırtıktan. Sızan ışık ne renk onu da bilmiyorum, henüz kestirecek birikime sahip değilim.

Amacım sadece fotosentez, ışıktan bilgi üretmek. Yaşamaya yetecek, hakkını vererek yaşamaya yetecek kadar bilgi[...]

Continue Reading »

Older Posts ...